• Dünya

Körfez’de su ve gıda güvenliği tehdit altında

ABD ve İsrail’in İran operasyonları, Körfez ülkelerinde enerji arzının ötesinde hayati bir tehlikeyi tetikledi. Bölge genelinde gıda ithalatı ve su arıtma tesislerinin sürdürülebilirliği konusunda acil durum planları devreye alınıyor.
Körfez’de su ve gıda güvenliği tehdit altında
AJANSLAR - Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü saldırılar nedeniyle Körfez ülkeleri petrol ve doğalgaz üretimini durduruyor ancak füzelerin ve insansız hava araçlarının rehin aldığı sadece enerji altyapıları değil. Gıda ve su güvenliği de alarm veriyor.
 
Basra Körfezi boyunca 400'den fazla su arıtma tesisi bulunuyor. Bunlar sanayinin işleyişini sürdürmek, golf sahalarını yeşil tutmak ve bölge sakinlerinin susuzluğunu gidermek için kullanılıyor. Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü Orta Doğu sorumlusu Mohammed Mahmoud, Middle East Eye'a konuya ilişkin "İran bu tesislere saldırmaya başlarsa bu kesinlikle yıkıcı olur. Bu altyapı, kıyı boyunca yayılmış büyük bir güvenlik açığı" diyor.
 
Bölgedeki jeopolitik ve gıda güvenliği kesişiminde çalışan bir Körfez analisti çeşitli ülkelerin stratejik stoklar oluşturduğunu fakat Katar ve Bahreyn gibi küçük devletler için bu stokların, tuz arıtma tesislerinin imha edilmesi durumunda günler içinde tükenebileceğini söylüyor. İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan analist, "Bu ekonomilerin ne kadar su yoğunluklu olduğunu hayal bile edemezsiniz. Özellikle bahar ve yaz aylarına girerken. Bu tesislerin hedef alınması durumunda bir planları yok" şeklinde görüş bildiriyor. Körfez ülkelerinin petrokimya rafinerileri ve üretim tesisleri de büyük miktarda tatlı suya ihtiyaç duyuyor.

Gıda enflasyonu kapıda mı?
Mahmoud, "Su kullanımının en önemli kısmı insan tüketimi içindir: İçme suyu. Ancak bu su kullanımı, endüstriyel ve tarımsal kullanıma kıyasla en küçük miktar ve Körfez bölgesinin endüstrileri çok yoğun su kullanıyor" diyor. Çatışma ilerledikçe, İran'ın ABD'nin radar tesislerini, diplomatik yerleşkelerini ve enerji altyapısını vurmak için karmaşık hedefleme kullandığı açıkça görülüyor. Leiden Üniversitesi'nde siyasi ekonomi ve Orta Doğu'da gıda güvenliği uzmanı olarak çalışan Christian Henderson, "Şu anda İran'ın stratejisi, ekonomik maliyetler yüklemek amacıyla Körfez enerji altyapısına saldırmak gibi görünüyor. İran bu tuz arıtma tesislerini bombalamak isteseydi, bunu kolayca yapabilirdi ancak bu çok daha tehlikeli olurdu" görüşünü paylaşıyor.
 
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması da hava yolculuğunun ciddi şekilde kesintiye uğramasıyla birlikte Körfez'in de gıda kıtlığına karşı savunmasız olduğu anlamına geliyor. Henderson, "Bazı Körfez ülkelerindeki gıdanın yüzde 80 ila 90'ı ithal ediliyor. Ekonomik modellerinin tamamı ithalata dayalı. Nakliye yollarının ve limanlarının kapatılması bunu bozacak" şeklinde konuşuyor.
 
Körfez ülkeleri gıda ithalatının büyük bir kısmını hava taşımacılığına bağlıyor. Körfez ülkelerinin güçlü tarım sektörü geliştirdiğine dikkat çeken kimi yorumcular, BAE ve Suudi Arabistan önemli bölgesel süt ürünleri merkezi olduğuna işaret ediyor.
 
Henderson, mevcut durumu şöyle özetliyor: "Artan nakliye ve sigorta maliyetleri gıda enflasyonunda kendini gösterecektir. Her şeyi sırasıyla Umman ve Suudi Arabistan limanları olan Sohar ve Cidde limanları üzerinden yönlendirmeleri durumunda önemli bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyulacaktır".
Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları