Nerede o eski bayramlar...
Yine bir Ramazan Bayramı arifesine yaklaştık…
Takvimler bir bayrama daha hazırlanırken, insanın gönlü ister istemez geçmişe gidiyor. Çünkü bayram dediğimiz sadece bir gün değil; bir ruh, bir hatıra, bir milletin ortak duygusudur.
Bizim çocukluğumuzda bayramlar bir başka yaşanırdı…
Hele köyde… Hele Denizkonak’ta…
Bayram, arefe gününden başlardı aslında.
Evlerde hummalı bir hazırlık, annelerin telaşı, kazanların kaynaması, mis gibi yemek kokularının sokaklara taşması…
Ama en büyük heyecan, sabahın ilk ışıklarıyla başlardı.
Bayram namazına gitmek…
Üzerimize en temiz, en güzel kıyafetleri giymek…
Camiden çıkınca babamızın, amcalarımızın elini öpüp o beklenen bayram harçlığını almak…
O an, dünyanın en zengin insanı gibi hissederdik kendimizi.
Köy meydanı, yani bizim deyimimizle konak yeri, bayramın kalbiydi.
Evlerden tepsilerle yemekler taşınır, kimse kimseye “senin yemeğin, benim yemeğim” demezdi.
Gönüller birleşir, sofralar büyürdü.
Bir lokma ekmek, bir tas çorba bile paylaşıldıkça bereketlenirdi.
Bayram sadece bir ziyaret değildi…
Bayram; küslüklerin bittiği, kırgınlıkların unutulduğu, gönüllerin birleştiği bir seferberlikti.
Herkes birbirine daha yakındı…
Daha samimiydi…
Daha içtendi…
Şimdi…
Evet, bayramlar hâlâ geliyor.
Gelenekler bir şekilde devam ediyor.
Konak yerlerinde hâlâ misafir ağırlanıyor, sofralar kuruluyor.
Ama bir şey eksik…
Ne eksik biliyor musunuz?
O eski samimiyet…
O eski heyecan…
O eski birlik ruhu…
Bugün bayram sabahları, çocukların gözünde o ışıltıyı daha az görür olduk.
Harçlık var ama heyecan yok…
Sofra var ama muhabbet eksik…
Ziyaret var ama gönül bağı zayıflamış…
Belki de biz değiştik…
Belki de zaman…
Ama şunu unutmamak lazım:
Bayramı bayram yapan ne kıyafet, ne yemek, ne de tatildir…
Bayramı bayram yapan insandır… gönüldür… samimiyettir…
Eğer biz o eski ruhu yeniden diriltmek istiyorsak, önce kendimizden başlamalıyız.
Bir yetimin başını okşamalı, bir büyüğün duasını almalıyız.
Bir kapıyı çalıp “bayramınız mübarek olsun” demeliyiz.
Çünkü bayram; hatırlamakla değil, yaşatmakla güzeldir.
Geliniz…
Bu bayram, sadece geçmişi konuşmayalım.
O eski bayramların ruhunu yeniden ayağa kaldıralım.
Çocuklarımıza anlatmakla kalmayalım…
Onlara yaşatalım.
Belki o zaman yeniden diyebiliriz:
“İşte şimdi bayram…”
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
