Yapay bilgi, yapaylaşan insan, Trump-Netenyahu ve Hitler-Musollini’nin sonu
Dijital Enformasyon Savaşı…
Arkadaşlar!
Bölgemizde, fiili ve fiziki boyutta iğrenç/kirli ve katliamvari bir savaş yaşanıyor.
Netenyahu ve Trump denen güncellenmiş Hitler ve Musollini, kana/ateşe ve cinayete doymuyor.
Ama öte yandan da, dijital kurumsallığa kavuşan ve adeta “bilgi kirliliğini” prensip edinen enformasyon/dezenformasyon savaşı yaşıyoruz.
İran başta olmak üzere bölge ülkeleri füze ve bombalara hedef olurken başta bölge halkları olmak üzere bütün dünya da kirli bilgi bombardımanına maruz bırakılıyor.
Bunun nedeni internet tabanlı dijital etki…
Düne kadar, birisi bilgiye veya bir habere dayalı bir şey sorduğunda/söylediğinde hemen Google’a bakardık.
Hatta öyle ki, neredeyse “Google Amca’ya sormak…” diye bir deyim türedi.
Ama o birileri durmak nedir bilmiyor; dijital saldırının dozunu/kapasitesini ve bağımlılığını artırdıkça artırdı.
Basit anlatacağım:
Grok Uygulaması…
Nedir bu?
Elon Musk'ın yapay zeka şirketi xAI tarafından geliştirilen, X (Twitter) platformuyla entegre çalışan ve gerçek zamanlı verilere erişebilen bir yapay zeka sohbet robotu.
ChatGBT Uygulaması…
OpenAI tarafından geliştirilen ve insan benzeri metinler üretebilen, soruları yanıtlayan, kod yazabilen ve yaratıcı içerikler oluşturan yapay zeka tabanlı bir sohbet robotudur.
Gemini Uygulaması…
Google tarafından geliştirilen en gelişmiş ve yetenekli, çok modlu (multimodal) yapay zeka model ailesidir. Metin, kod, görsel, ses ve video gibi farklı bilgi türlerini aynı anda anlayıp işleyebilir.
Ben burada sadece üç uygulamadan bahsettim. Yaygın veya daha az yaygın onlarcası var…
Şimdi bir düşünün lütfen; yok yok düşünmeyin, düşünmeye ne gerek.
Hemen Chat GBT’ye veya Grok’a veya Gemini’ye sorun!
Sizin yerinize o yazsın, konuşsun, araştırsın ve cevaplasın!
Arkadaşlar!
Hemen herkesin telefonunda bu uygulamalardan bir veya birkaç tanesi mutlaka mevcut.
Şuna itirazım yok; bir bilgi kaynağı varsa ve o kaynağa erişim mümkünse tabi ki istifade edilmelidir. Amenna…
Ama geldiğimiz nokta öyle akıl almaz bir nokta ki; hem aklımızı kullanmıyoruz hem de bizim yerimize algoritmik aklını kullanan bu uygulamaların en doğru olabileceğine kendimizi kaptırıp gidiyoruz.
“Sen öyle dedin ama ben ChatGBT’ye sordum yanlış olduğunu söyledi. Öyleyse senin söylediğin kesin yanlıştır.”
Sanki bu uygulamalar Allah vergisi/Hüday-ı Nabit doğrular veya Bilgi Tanrısı…
Soruyorum:
Bu uygulamaların hepsi, birileri veya birilerinin firmaları tarafından geliştirilmiş bir algoritmaya göre geri bildirim/karşılık/cevap veya bilgi veren yapay zeka ürünü robotlar değil mi?
Basitleştirerek anlayalım:
Algoritma nedir?
Girdileri işleyerek tutarlı bir çıktı üretmek üzere kurallara bağlı olarak çalışan mantıksal bir işleyiştir.
Örnek verelim:
Bir et makinası düşünün.
Muhtelif türdeki eti koyarsın ve muhtelif türde kıyma alırsın. Girdi et, çıktı kıyma…
Burada et makinası robot, kasabın mesleki aklı ve beyni ise algoritmadır.
Peki, kıyma kalitesini et makinası, yani robot mu belirler yoksa kasabın akıl ve beyni, yani algoritma mı belirler?
Tabi ki kasabın aklı, yani algoritma belirler.
Ama burada öyle bir faktör daha var ki; görünmeyen ama en belirleyici olandır.
Kasabın karakteri…
Eğer kasap insaf, vicdan ve iş ahlakından yoksun birisi ise işte o zaman çıktının/kıymanın vay haline!
Hele de et ve kıymadan anlamıyorsan kuzu yerine dana ve hatta dananın içine at eti katarak, el çabukluğu ile etin yağlı kısmını makinaya atarak sana öyle kalitesiz bir kıyma verir ki, sen sadece makinadan çıkmış normal ve hatta güzel bir kıyma görürsün.
Şimdi, beynimizin beyni/aklımıza aklı olarak görmeye başlayıp hayatımızın göbeğine/merkezine oturttuğumuz bu uygulamaların bizleri nasıl yönlendirdiğini/yönlendireceğini bir düşünün bakalım!
Mesela:
İran, “Türkiye ve Umman’a füze atmadım” diyor ama bu uygulamalar “hayır attı” diyor.
Netenyahu “ölmedim yaşıyorum” diye görüntü veriyor ama uygulamalardan birisi “video yapay zeka ürünü” diyor.
Teknik olarak İran’ın atması mümkün değilken bir haber çıkıyor ve “İran, 4 bin km. uzaklıktaki Diego Garcia üssüne füze attı” deniyor.
Arkadaşlar!
Öyle pis bir durum ve öyle gri/kirli/sisli bir hava yaşıyoruz ki, bir iz yokken bile bir iz olduğu yediriliyor; bir iz olunca ise, at izi mi-it izi mi yoksa çakal izi mi fark edemiyoruz!
O yüzden demem o ki; Allah bile “aklediniz/düşününüz” diye buyururken; Allah’ın kulları olarak, aklımızı/irademizi/beynimizi robotlar ve algoritmalar üzerinden manipüle eden ve etmekten imtina etmeyen insafsız/vicdansız/katil kasaplara teslim etmeyelim.
Aslında hepimiz de biliyoruz ki; bütün bu uygulamaların merkezi ve menşei Amerika ve dolayısıyla Siyonist zihniyettir.
Ama hem bir yandan Siyonist emellere ve Amerika’ya sövüyor hem de bunların ürün ve yapay akıllarını tepe tepe kullanıp; tam da onların istediği şekilde onların değirmenine su taşıyoruz.
Az kalsın unutuyordum;
Bazıları bu savaşın artık bir Haçlı Savaşı tarzına bürünmeye başladığı ve bir nevi din savaşına dönüşeceği cihetinde öngörü yapıyor.
Arkadaşlar!
O kadar da uzun boylu değil yani…
Geldiğimiz an itibariyle, bu savaşın kazananı ne Amerika, ne İsrail ve ne de İran’dır.
Bu savaşın kaybedeni vardır ve bu da tüm dünyadır.
Ben söyleyeyim; Netenyahu denen muhteris cani aslında kaş yapayım darken, küresel çapta Yahudilerin gözünü çıkartıyor.
Bırakın Müslümanları, artık Hristiyan dünyası bile Netenyahu ve onun yarattığı nefret ortamından nefret eder halde.
Hakeza Amerika ve Trump…
Netenyahu’nun kuyruğuna takılıp Ortadoğu’yu ateşe verirken aslında kendi topuğuna/kendi istikbaline sıkarak kendi sonunu ve hatta rezil bir sonu hazırlıyor.
Zaman zaman istişare edip değerlendirme yaptığım bir Amerikalı dostumla birkaç gün önce bu konuları konuşurken bir tespiti dikkatimi çekti:
“Amerika’da dört başkan suikast sonucu hayatını kaybetti. Dokuz tanesi kurtuldu ve bir tanesi de adayken öldürüldü.
Öyle sanıyorum ki 250 yılda 45 başkan geldi ve içlerinde en başkan olamayacak olan Trump’tı.”
Yani ne demek istiyorsun dediğimde ise;
“Başkan da olsan ölümlüsün ve hatta başkansan ölüme daha bir yakınsın. Eğer Evanjelik radikallerden medet ummaya kalkarsan başka bir radikal de seni yok etmeye kalkabilir. Veya Kasım’da seçimi kaybeder yaşarken ölür hale gelirsin. Burası Kovboy ülkesi dostum; bu tür vakalar olabilirdir” dedi.
Son olarak bir noktayı daha belirtmeliyim:
Arkadaşlar!
Geleneksel medyadan veya sosyal medya üzerinden öyle bilgiler paylaşılıyor ki;
Yok efendim, Amerika Ulusal Güvenlik Raporunda şöyle diyormuş,
Vay efendim, Pentagon’a yakın bilmem ne düşünce kuruluşunun hazırladığı değerlendirmede Türkiye, Amerika’nın düşman listesindeymiş,
Aman efendim, falanca bakan Türkiye ile ilgili şöyle şöyle kötü laflar etmiş, tehdit söyleminde bulunmuş…
Bu noktadan hareketle iki şey söyleyeyim:
Bunlar, yukarıda bahsettiğim yapay zeka ürünü manipülatif söylemler veya her ülkede ve hatta bizim ülkemizde bile olduğu gibi marjinal boşboğazların/gündemde kalmaya çalışanların/siyasi popülarite kazanmaya çalışanların lakırtılarıdır.
Ağzı olan konuşuyor; susturamazsın ki.
Ama “köpeklerin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı” sözü de bir realite.
Yok Müslümanları ortadan kaldıracaklarmış da, yok sıra Türkiye’deymiş de, yok Armegedon Savaşını hedefliyorlarmış da; falan filan…
Tabi ki dikkatli olacak ve rehavete düşüp saldırgan dürtüler ve ülkeleri asla göz ardı etmeyecek; her dem ve daim müteyakız olacağız.
Ama unutulmasın ki; “uzun ağaç ucuna kadar da yanmaz!”
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
