Adalet ve adli kontrolle salıverilmek…

Zorlu Holding…
Bir sürü şirketi var.
En bilineni “Vestel” desem…
İşte bu Vestel’in CEO’su, yani üst yöneticisi ile Holding CEO’su arasında ihtilaf oluşmuş.
Vestel yöneticisi çalışanlarına “Ramazan Ayı tebrik mesajı” göndermiş,
En üst yönetici,
Dini konularda bağımsız bir duruşumuz var! Ne gerek vardı!” demiş.
Eyvah eyvah…
Başka derdimiz yokmuş gibi ana konu bu konu,
Haber bültenleri ve sosyal medyada gündem…
Sonra,
Holding CEO’su hakkında soruşturma…
Gerekçe; “İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme”
İfadesi alınıp bırakılıyor,
Ama bir şartla;
Yurtdışı yasağını da kapsayan adli kontrolle…

Tespitim:
—Vestel yöneticisinin Ramazan Tebrik mesajı gayet makul,
Şirketin küreselliğine halel getirmez.
Bilakis, oldukça kıymetli bir hassasiyet…
—Holding tepe yöneticisinin eleştirisi gayet lüzumsuzca,
İşgüzarlık ve boşboğazlık!
İpe-sapa gelir yanı yok...

Eleştirim:
—“Ramazan Tebrikine gerek yoktu” diyene soruşturma açılması,
Hatadır,
Hatta gereksizdir,
Ve hukuku kanırtmaktır.
—“İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılması” açısından,
Tebrik edenle, eleştiren arasında bir fark yoktur.
Oruç tutmak yasak,
Kimse oruçtan bahsetmeyecek,
Aksi takdirde işten çıkartılacak filan dememiş,
Mobing yapmamış…
Ne demiş?
Sadece kendi görüşünü belirtmiş!
—Eğer soruşturma açılacaksa,
Asıl, Holding yöneticisinin maili ifşa edenlere açılması gerekmez miydi?
Yoruma mahal yok; açık bir kişisel hukuk ihlali var.
—Zorlu Holding,
 160’tan fazla ülkeye ihracat yapmakta.
Özellikle beyaz eşya sektöründe dünyanın sayılı üreticilerinden birisi,
Küresel pazarda başat aktör…
Böyleyken,
Holding tepe yöneticisine yurtdışı çıkış yasağı koymak…
Çok merak ediyorum;
Neye istinaden,
Ve ülkemizin hangi menfaatine binaen?
Sebebi neydi ki?
Ne anladık Yurdagül…

************

Bahçeli ve Şaşırmak
Kabul ediyorum;
Siyaset köşeli değildir,
Siyaset ihtimaller sanatıdır…
Kabul ediyorum;
Devlet yönetiminde,
Dün dündür, bugün de bugün…
İtirazım yok,
Olması gereken de budur.
Bir devletin, ne aşkı ne de nefreti olabilir.
Ülkesel menfaatler temel esas,
Ve yegane motivasyondur.
Bu yüzden,
“İktidar, dün şöyle söylemişti ama bugün tersini söylüyor” gibi eleştirilere pek itibar etmem.
Özellikle de dış politika,
Ve kronik sorunların çözümünde…

Bugünlerde Türkiye’de ana gündem:
Bahçeli ve PKK sorununa çözüm yaklaşımı…
Artık şaşırmıyorum demiştim,
Ama sanki Bahçeli feleğimizi şaşırtmaya azmetmiş olmalı ki;
“Rüyamda görsem inanmazdım” diyeceğimiz şeyleri gerçeğimiz yapıyor!
Siyasetin Usain Bolt’u gibi…
22 Ekim’de rekorla başladı,
Ötesi yok dediğimiz anda daha ötesini ve daha daha ötesini yaşattı,
Yaşatıyor…
Birisi çıkıp da;
“Bahçeli ve Öcalan bir noktada buluşacak,
Bahçeli,  Demirtaş’a geçmiş olsun telefonu açacak,
MHP ve DEM Parti çözüm ortağı olacak”
deseydi; kesin, ya hemen soruşturma açılır veya bozkurtlar tarafından haddi bildirilir derdim!
Acaba diyorum,
Cenazede bile yanyana gelmeyecek olan benzemezlerin müfritane muhabbeti siyaseten veya siyasetin gereği mi?
Yoksa birileri birilerine, doğan görünümlü şahin misali siyaset görünümlü bir misyon yüklemiş de, biz mi fark edemedik?
Aslına bakarsanız
Bahçeli şaşırtmacasından çok da memnunum.
Herkesin herkesle konuşabilmesi örnekliği açısından çok kıymetli…

MHP’yi denge veya dengeler oluşturan parti diye bilirdik,
Acaba diğer dengeleyici de DEM Parti miymiş yoksa?
Tam bir muamma; bilmece gibi valla…
“Aşk mı kaderi kovalar kader mi aşkı?
Daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi..."


Bu arada,
Erdoğan’ın yeniden adaylığı…
Meclis kararı lazım,
Ve 360 sandalye…
İktidarı en eleştiren,
En uzak duran parti kimdi?
DEM Parti…
Ama
Bugün olanları,
MHP-DEM Parti arasındaki kollektivist çözümselliği,
Ve zarif muhabbeti görünce;
Erken seçim zamanını iktidarın belirlemesi,
Ve Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi pekala mümkün görünüyor diyebiliriz.

Son olarak:
Önce Öcalan açıkladı,
Sonra Kandil ateşkes ilan etti ve ateş topunu iktidara pasladı.
İktidar cenahı?
Konuşturuyor,
Alıştırma yapıyor,
Çaktırmadan normalleştiriyor.

Eski Başbakan Binali Yıldırım
Bir anda ortaya çıkıyor ve yıldırım gibi çakıyor:
“Türklük ibaresi Anayasa’dan çıkartılmalı”
Geçen ay HÜDA-PAR düzenlemişti;
“Kürt Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı”
Acaba,
Bu çalıştay ve özellikle sonuç bildirgesi bugünlerin altyapı çalışması mıydı?
Başlıkta “Meşveret” veya “Şura” bile denmemiş,
“Çalıştay” gibi irrite oldukları bir kavram kullanılmış.
 İlk gördüğümde,
Doğrusu biraz kıllanmış,
“Kesin bu işte bir iş var ama nasılsa yakında çıkar kokusu” demiştim.
Fakat kokunun bu kadar yakın zamanda duyulacağını doğrusu öngörememişim.
Galiba,
Oyunu kuran birileri,
İşin başında bir troyka kurmuş,
Ve troykanın her birini, diğerine karşıt noktada konumlamış.
Biz onları birbirine düşman bellerken,
Meğer ki onlar “adavetimiz şiddet-i muhabbettendir” mucibince “seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli” diye mırıldanıp vuslat anını bekliyorlarmış.
Son tahlilde,
Sacayağını oluşturma vakti gelmiş olmalı ki;
MHP-DEM Parti-HÜDA-PAR, bir anda oydaşık bir paydaşa dönüşüverdi.
Kimler kimlerle…
Ne diyelim; hayırlı olsun.
Yok aslında birbirimizden farkımız; hepimiz aynı oyunun figüranlarıyız!

OGÜNhaber