Yoksa Amerika da mı zayıflatılmak isteniyor…

Mevcut küresel sistemin 1. Dünya Savaşı sonrası kurulduğu söylenir.
Ama şu bir realitedir ki küresel sistemin kurumsallaşması 2. Dünya Savaşının sona ermesiyle oluştu.
Amerika 2. Dünya savaşında hem vardı hem yoktu.
Savaşmadı ama savaşı bitiren oldu.
Kurtarıcı sıfatının kendine verdiği ayrıcalıkla 181 ülkeyi 1944 yılında New Hampshire eyaletinde toplayıp bugünkü Trump küstahlığına benzer bir şekilde Bretton Woods Anlaşmasını imzalatarak mevcut küresel sistemin kurumsallaşmasını sağladı.
Şimdiyse yeni bir küresel sistem/Yeni Dünya Sistemi oluşumu yolunda hızla ilerliyoruz.
Bu defa şekil/form ve günün şartlarına uyarlanmış bir savaş durumu ile karşı karşıyayız.
2. Dünya Savaşının tetikçisi ve ateşleyicisi Hitler’di,
Şimdiyse Trump…
O dönemin Amerika’sı savaştırıyor ve kendisi izliyordu,
Şimdiki Amerika hem savaştırıyor, hem savaşıyor ve hem de savaşanları izliyor.
O dönemde de savaşların arkasında bir “Güç ve Akıl” vardı,
Bu dönemde de var.
Ve hatta daha güçlü/daha müessir ve daha sofistike şekilde…

Günümüze gelelim:
Trump, Rusya harici bütün dünyayı karşısına alıyor.
Üstelik ilk adımı da en büyük ticari ortaklarından Kanada ve Meksika’yla başlayarak atıyor…
Adeta Çine dönüp diyor ki; komşularıma bunu yaptıysam sana neler neler yaparım.
Bir nevi kobra dansı yaparak Çin’in gücünü test etmeye başladı.
Neden?
Çünkü Çin hala kapalı bir kutu ve tam olarak güçlü/zayıf yanları keşfedilmiş değil.
Tıpkı Ukrayna savaşı ile Rusya’yı test ettikleri ve Rusya’nın, Putin’in kükrediği kadar askeri ve ekonomik bir güce sahip olmadığını gördükleri gibi…
Ama bir fark var:
Tamam,
Amerika bir Rusya değil ama unutulmamalı ki Çin’de bir Ukrayna değil…

Küresel Sistem Trump çılgınlığında dolu dizgin ticaret savaşlarını başlatıp delice bir hercü merç içinde Çin merkezli sıcak savaşa yönelmişken “Güç ve Akıl Sahipleri” yeni enstrümanlar ve yeni oyuncuları devreye soktu.
Mesela son 30-40 yılda kullanışlı teknolojik aparatı Bill Gates, siyasal kriz aparatı ise Soros iken, şimdi ikisi de emekli konumdalar.
Hatta itilen-kakılan durumundalar.
Yeni trend, teknolojik baronlar/dijital derebeyleri.
Geçmişte Soros’un “Açık Toplum Vakıfları” üzerinden ülke siyasetlerine yaptığı fiili müdahalelere bile artık gerek kalmadı.
Bilişim teknolojisi ile artık gitmeden her yere gidiliyor/her eve ve her zihne girilebiliyor.
Google/İnstegram/Twetter/Whatsapp/Facebook gibi dijital mecralar ve e-ticaret siteleri manipülasyon/provokasyon boyutlu hemen her şeyi en mükemmel şekilde yapılmasını sağlıyorlar.
Elon Musk’tan Zucerberg’e ve Amazon’un sahibi Jeff Bezoss’a kadar bu platformların sahibi görünenler yeni küresel sistemin yeni savaşçıları…
Bir nevi modifiye edilmiş yeni nesil Göbels’ler…
Hem de en pervasız/en sınırsız ve en kuralsız halde…
Kaldı ki sahip oldukları firmalar da tıpkı uzun süre piyasaları alt üst eden kripto paraların otoritesizliği gibi devletlere meydan okuyan bir sorumsuzluk/otoritesizlik içinde…

Tüm bunlar olurken, “Aslında ne oluyor/kim ne yapıyor veya birileri sağ gösterip sol vurmayı mı planlıyor?” diye düşünmekten insan kendini alamıyor.
Mesela;
Rusya harici tüm dünyaya savaş açan Amerika bu işin üstesinden gelebilecek mi?
Hedef Çin ama Amerika da zayıflatılmak isteniyor olabilir mi?
Neticede savaşın galibi olmaz. Yenilen kadar yenen de yıpranır.
İkinci Dünya Savaşında Hitler’i yenenlerin de, Hitler Almanyası kadar zarar görmesi gibi…

Son tahlilde;
Başlayan ticaret savaşının muhatap ülkelere zarar vermesi kadar, Amerika’ya da zarar vermesi kaçınılmaz bir durumdur.
Düşünsenize; bazı Amerikan tarım ürünlerinin yüzde 20’sinin alıcısı Çin.
Keza Kanada ile Amerikan üretim sanayi tek bir ülke gibi iç içe geçmiş vaziyette…
Hakeza Avrupa ülkeleri,
Amerikan ekonomisinin sağlıklı işlemesi için olmazsa olmaz bir coğrafya ve ülkeler topluluğu…
Böyleyken,
Trump Amerikası’nın bu denli saldırganlaşması nedendir?
Yoksa “Güç ve Akıl Sahiplerinin” yeni dünya konseptinde farklı bir Amerika veya başat ülkelerin değiştiği farklı bir dünya mı var?
Açıkçası, nasıl yeni bir Çin/daha doğrusu dize getirilmiş veya gücü farklı coğrafya ve ülkelere dağıtılmış bir Çin planlanıyor ise; her ne kadar, Trump Amerika’yı büyütmekten bahsediyor olsa da nitelik ve gücü azalan/azaltılan bir Amerika mı planlanıyor demekten kendimi alamıyorum.
Olur mu; olur.
Neden?
Güç ve Akıl Sahipleri için mutlak vazgeçilmez ve asla elde edilemez denen coğrafya/ülke/devlet yoktur.
Bu arada,
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama bana çok manidar gelmişti:
Yemin töreninde Trump, Kennedy suikastının gizli belgelerini açıklayacağını söylemişti.
Nedenini düşündüm ve acaba Trump da, namlunun ucunda olduğunu düşündüğü için mi bunu yapıyor diye aklıma gelmedi değil.
Daha başkanlık kampanyası esnasında “kulağına küpe olsun” kabilinden atılan kurşunu düşünürsek; hiç de yabana atılmayacak bir olasılık…
Neticede Trump’ın böyle bir suikasta kurban gitmesi belki de Güç ve Akıl Sahiplerinin kurduğu oyunun önemli bir parçasıdır…
Artık hiçbir şey için, olmaz olmaz denemeyecek bir süreçteyiz.

Sonuç:
Yeni Dünya Düzeni’nin Hitler’i somutlaştı;
Trump…
Ve hedef artık net;
Çin…
Ama söyleyeyim;
Sonuç hiç de beklenildiği gibi olmayabilir.
Beklenenin olmaması evdeki hesabın çarşıya uymayacağından değil elbette.
Böyle düşünülmesi istendiği ve öngörülmeyen bir sonuç alınması planlandığı içindir.
Ne derler?
Her zaman, kazanan kasadır…




Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

OGÜNhaber