MHP Lideri Devlet Bahçeli, NATO’nun yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu ve Türkiye’nin bu sürecin kurucu aktörlerinden biri olduğunu belirtti. Trump’ın açıklamalarına sert tepki göstererek "Mutabakat şahısların değil devletin taahhüdüdür" diyen Bahçeli, 15 Temmuz'u ise basit bir darbe girişimi olarak değil, bağımsızlık mücadelesinin son halkası ve çok katmanlı bir işgal teşebbüsü olarak nitelendirdi.

Devlet Bahçeli, "Türkiye yeni dönemin kurucu aktörüdür"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin gurup toplantısında açıklamalarda bulundu.

NATO Zirvesi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan MHP Lideri, "Ankara küresel siyasetin rotasını çizdi. Ankara küresel güvenlik mimarisinin merkezi oldu. NATO Zirvesi alelade değildir. Türkiye, NATO'da tarihi birikimi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir. NATO yeni devrin şafağındadır. NATO Zirvesi'ni bir toplantı olarak değerlendirmek yanlıştır. Bugünün çok katmanlı güvenlik planlamaları yapılmıştır" dedi.

"TÜRKİYE YENİ DÖNEMİN KURUCU AKTÖRÜDÜR"
Bazı şehirler vardır ki, el sahibi yaptıkları hadiseyle değil, hadisenin ruhuna kazandırdıkları mana ve tarihin akışına attıkları imzayla hüviyetlerini tasdik eder. İşte Ankara böyledir. Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin. Yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargâhı olan bu aziz şehir bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken, yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir.

"NATO YENİ BİR DEVRİN ŞAFAĞINDADIR"
Ankara'da toplanan NATO Zirvesi'ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Türkiye, makroda yalnızca stratejik konumuyla değil, tarihî birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve millî kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi'nde bir kez daha tebarüz etmiştir. Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır. Bu devir yalnızca savunma bütçelerinin sağına sıfırların eklenip rakamların büyütüldüğü bir devir değildir.

Bu devir, kâğıttaki taahhüdün fabrikada üretime, üretimin sahada kabiliyete, kabiliyetin caydırıcılığa, caydırıcılığın da barışın teminatına dönüşeceği yeni bir merhaledir. Böylesi bir çağda güvenlik yalnızca bütçenin büyüklüğüyle değil, o bütçeyi kabiliyete çevirecek üretim sürekliliğiyle ölçülecektir. Bugün NATO'nun önündeki mevzu aslında budur. İttifak bu yeni güvenlik çağının idrakine varmış mıdır? Külfet ve yük paylaşımını gerçek bir adalet zeminine oturtacak mıdır? Savunma sanayiini birkaç ülkenin imtiyazlı alanı gibi görmekten vazgeçecek midir? Müttefikler arasında örtülü ambargo, lisans kısıtlaması, siyasi blokaj ve tedarik engeli gibi ittifak hukukunu yaralayan çelişkileri ortadan kaldırabilecek midir? Ankara Zirvesi işte bu soruları NATO'nun önüne koymuştur.

"F-35 SÜRECİNİN YENİDEN ELE ALINMASI ÖNEMLİ"
Sayın Cumhurbaşkanımızın savunma sanayi kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısı, Ankara Zirvesi'nin başlıca ikazlarından biridir. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönünde beliren irade önemlidir. Ancak üzerinde durmamız gereken husus, Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde meydana getirdiği itimat aşınmasını gidermektir. Zira Türkiye'nin sahadaki fedakârlığını kabul edip savunma kabiliyetini siyasi hesapların konusu yapmak akıl kârı değildir.

"TRUMP'IN MUTABAKAT AÇIKLAMASI SORUNLUDUR"
İran'ın bombalanması barış ihtimaline güveni sarstı. Mutabakat 1 ay geçmeden etkisizleştirildi. ABD Başkanı'nın "Mutabakat benim için bitti" açıklaması sorunludur. Açıklamayı zirve sırasında yapması da düşündürücüdür. Mutabakat bir şahsın değil devlet taahhüdüdür.

Saldırılar durdurulmalı, barış kapısını yeniden kapatan gelişmelerin üstüne soğukkanlılıkla gidilmelidir. ABD askeri müdahelenin müzakere ile bağdaşmayan sonuçlarını görmeli, Hürmüz'deki geçişlerin yeniden emniyet içinde yapılması sağlanmalıdır. Türkiye barıştan yana tavizsiz tavrını kararlılıkla sürdürmeye devam etmelidir.

Hürmüz'ün anahtarı mutabakatın bozulduğu yerde aranmalı. Hürmüz dünya için stratejik geçittir.

TÜRKİYE'NİN YERİ AVRUPA'NIN BEKLEME SALONU DEĞİLDİR"
AB Türkiye'yi bekleme odasında tutuyor. Türkiye'nin dışlandığı yıllar Avrupa'ya ne kazandırmıştır? Türkiye'nin AB ilişkileri saygı ve eşitlik temelinde ilerlemelidir. Türkiye yalnızca dürüst olunmasını istemektedir. Türkiye yalnızca çifte standartların son bulmasını istemektedir. Türkiye'nin yeri Avrupa'nın bekleme salonu değildir...

(Miçotakis'e tepki) Türkiye'nin egemenlik hakları herhangi bir siyasi şantajın konusu olmaz. Bu konuda tavrımızın değişmesi söz konusu dahi olamaz. Türkiye Avrupa için güvenli bir halattır. Türkiye'nin Avrupa güvenliği, istikrarı, enerji arzı bakımından vazgeçilmez bir stratejik gerçekliktir. Bu gerçekliği görenler kazanacaktır.

"TÜRK MİLLETİ 15 TEMMUZ'DA TARİH YAZDI"
Yarın Türk milletinin istiklal ve istikbal iradesine yöneltilen en vahim saldırılardan birinin bertaraf edilişinin 10. yıl dönümünü idrak edeceğiz. Yarın, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün onuncu sene-i devriyesidir. Aradan geçen 10 yılın ardından görüyoruz ki 15 Temmuz yalnızca bir gecenin, yalnızca bir kalkışmanın, yalnızca bir darbe teşebbüsünün adı değildir. 15 Temmuz, Türk milletinin tarih boyunca verdiği bağımsızlık mücadelesinin son halkalarından biridir. 15 Temmuz yalnızca tankların sokağa çıktığı, savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı, silahların milletimize çevrildiği bir ihanet gecesi de değildir.

"ÇOK KATMANLI BİR İŞGAL TEŞEBBÜSÜDÜR"
15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin içeriden çökertilmek, millî egemenliğinin gasp edilmek ve Türk milletinin iradesinin zincire vurulmak istendiği çok katmanlı bir işgal teşebbüsüdür. Bu nedenle 15 Temmuz'u doğru okumak yalnızca geçmişi anlamak bakımından değil, geleceği korumak bakımından da millî bir mecburiyettir. Çünkü 15 Temmuz'u sadece bir darbe olarak tarif edemeyiz. 15 Temmuz'u yalnızca FETÖ'nün kalkışması olarak değerlendirmek yetersizdir. 15 Temmuz, Çanakkale'yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır. 15 Temmuz, Millî Mücadele'de hedeflerine ulaşamayanların içeriden çözme teşebbüsüdür. 15 Temmuz, Sevr'i kabul ettiremeyenlerin farklı yöntemlerle aynı hedefe ulaşma arayışıdır. 15 Temmuz, Türk milletinin bağımsız yaşama iradesine karşı yürütülen uzun ve karanlık mücadelenin yeni bir cephesidir.

"BU MİLLET TESLİM OLMAZ"
FETÖ denilen ihanet yapısı ise bu karanlık hesabın yalnızca taşeronu ve sahaya sürülmüş kirli bir maşasıdır. Bu habis örgüt yıllarca eğitim kisvesi altında büyümüştür. Hizmet söylemi altında kadrolaşmıştır. İnanç istismarıyla taraftar devşirmiştir. Hayır görüntüsü altında ihanet biriktirmiştir. Milletimizin temiz duygularını sömürmüş, devletimizin imkânlarını kullanmış, kurumlarımızın içine sızmış ve nihayet fırsatını bulduğunu düşündüğü anda Türk devletine silah doğrultmuştur. Ne acıdır ki Türk askerinin şerefli üniformasını gasp etmişlerdir. Türk polisinin makamını istismar etmişlerdir. Türk yargısının kürsülerini kirletmişlerdir. Türk bürokrasisinin emanetini kötüye kullanmışlardır. Fakat hesap edemedikleri bir şey vardı. O da Türk milletinin karakteriydi. Türk milletinin bağımsızlık aşkıydı. Türk milletinin devletine olan sadakatiydi. 15 Temmuz gecesi milletimiz yalnızca bir darbeyi durdurmamıştır. Her biri vicdanının sesini dinlemiştir. Her biri millet olmanın şuuruyla davranmıştır. Her biri vatan söz konusu olduğunda gerisinin teferruat olduğunu göstermiştir. Tankın karşısına çıkan bu şuurdur. Kurşunların üzerine yürüyen bu şuurdur. Bombalanan Gazi Meclisi terk etmeyen bu şuurdur. Meydanları dolduran bu şuurdur. Şehadeti göze alan bu şuurdur. Türk milleti o gece bir kez daha tarih yazmıştır ve tarihe şu notu düşmüştür. Bu millet esir yaşamaz. Bu millet teslim olmaz. Bu millet iradesini vesayet odaklarına bırakmaz. Bu millet devletini terör örgütlerine teslim etmez.

"FETÖ TEHDİDİNİN ORTADAN KALKTIĞINI DÜŞÜNMEK CİDDİ BİR YANILGIDIR"
10. yıl dönümünde üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer husus daha vardır. FETÖ ile mücadele geçmişte kalmış bir mesele değildir. FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kalktığını düşünmek ciddi bir yanılgıdır. İhanetin yöntem değiştirmesi, ihanetin sona erdiği anlamına gelmez. Tehdidin görünmez hâle gelmesi, tehdidin yok olduğu anlamına gelmez. Dün himmet adı altında örgütlenenler vardı. Bugün başka maskelerle ortaya çıkmak isteyenler olabilir. Dün eğitim kisvesini kullananlar vardı. Bugün farklı alanlarda benzer yöntemlere başvuranlar olabilir. Dün devletin mahrem yapılarına sızmaya çalışanlar vardı. Yarın başka yollar deneyenler olabilir. Bu sebeple devlet hafızasının diri tutulması, tedbirlerin tavizsiz sürdürülmesi ve millî şuurun canlı tutulması hayati önemdedir. Unutulmamalıdır ki millet hafızasını kaybettiği gün tehditler yeniden güç kazanır. Tarih şuuru zayıfladığı gün fitne odakları yeniden cesaret bulur. Millî birlik duygusu aşındığı gün Türkiye'nin karşısındaki hesaplar yeniden hareketlenir. Bu sebeple 15 Temmuz'un hatırasını yaşatmak yalnızca geçmişe saygı değildir. Aynı zamanda geleceğe karşı sorumluluktur. Aynı zamanda devletimize karşı görevdir. Aynı zamanda milletimize karşı vefadır.

"BAŞKA TÜRKİYE YOK"
Değerli milletvekili arkadaşlarım. 15 Temmuz'un bize verdiği derslerden biri de şudur. Türkiye'nin bekası günlük siyasi hesapların üzerindedir. Devletin varlığı geçici tartışmaların üzerindedir. Millî güvenlik partiler üstü bir konudur. Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı her türlü görüş ayrılığının üzerindedir.

Bizim için Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası günlük hesaplara kurban edilemeyecek büyük bir emanettir. Dün olduğu gibi bugün de aynı yerdeyiz. Vatanımız için buradayız. Milletimizin yanındayız. Cumhuriyetimizin zırhıyız. Demokrasimizin kalkanıyız. Türk bayrağının sancaktarlarıyız. Ve Allah'ın izniyle yarın da aynı yerde olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle 15 Temmuz gecesi şehadet mertebesine ulaşan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyorum. Terörle mücadelede canlarını feda eden bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sağlık, afiyet ve uzun ömürler niyaz ediyorum. Rabbim milletimizi her türlü fitneden, devletimizi her türlü ihanetten, vatanımızı her türlü saldırıdan muhafaza buyursun. Türk milleti bir oldukça, Türk devleti güçlü oldukça, millî birlik ve kardeşlik ruhu yaşadıkça hiçbir karanlık odağın, hiçbir ihanet şebekesinin, hiçbir emperyal projenin Türkiye üzerinde başarı şansı olmayacaktır. Çünkü başka Türkiye yoktur.

Kaynak: internethaber
OGÜNhaber