Daron Acemoğlu, A. Arda Gitmez ve Mehdi Shadmehr'in çalışması, otomasyon ile siyasi baskı arasında belirli koşullarda güçlenen bir ilişkiye işaret ediyor.
Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu ile A. Arda Gitmez ve Mehdi Shadmehr, otomasyonun yalnızca üretim ve istihdamı değil, siyasi rejimleri de etkileyebileceğini teorik bir modelle inceledi. Çalışmaya göre otomasyon sermayenin gelirden aldığı payı artırdıkça eşitsizlik ve toplumsal gerilim yükselebiliyor. Model, bazı koşullarda sermaye sahiplerinin yeniden dağıtım yerine siyasi baskıyı tercih edebileceğini öne sürüyor.
Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu ile Bilkent Üniversitesinden A. Arda Gitmez ve North Carolina Üniversitesinden Mehdi Shadmehr'in hazırladığı “Automation and Repression” başlıklı çalışma, otomasyon ile siyasi baskı arasındaki olası ilişkiyi matematiksel bir model üzerinden inceliyor. Çalışma Haziran 2026'da NBER çalışma raporu olarak yayımlandı ve MIT Economics'in çalışma makaleleri arasında yer aldı.
Araştırmacılar, otomasyon kararlarını çalışanların kitlesel bir isyan gerçekleştirebildiği varsayımsal bir siyasi ortamın içine yerleştiriyor. Modelde daha fazla otomasyon, sermayenin milli gelirden aldığı payı artırırken emeğin payını azaltıyor. Sermaye ile emek arasındaki eşitsizliğin yükselmesi ise çalışanların isyan etme ve başarılı olma ihtimalini artırıyor.
Devletin önünde üç seçenek
Çalışmada “kapitalist devlet”, sermaye sahiplerinin çıkarlarını temsil eden bir yapı olarak modelleniyor. Bu yapının toplumsal tepki karşısında üç temel seçeneği bulunuyor: otomasyonu sınırlandırmak, vergiler yoluyla geliri yeniden dağıtmak veya siyasi faaliyetleri baskı altına almak.
Araştırmanın temel sonucu, otomasyon ile baskının belirli koşullar altında birbirini tamamlayabilmesi. Yazarların modeline göre isyan tehdidinin çok düşük veya sermaye stokunun çok küçük olmadığı durumlarda baskı seçeneği daha cazip hâle gelebiliyor. Sermaye birikimi daha fazla otomasyonu, daha fazla otomasyon da daha yoğun baskıyı teşvik edebiliyor.
Demokrasi açısından en dikkat çekici senaryo
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, başlangıçta demokratik bir sistemin bulunduğu senaryoya ilişkin.
Acemoğlu, Gitmez ve Shadmehr'in modeline göre sermaye birikimi ve otomasyon arttıkça sermaye sahipleri demokratik sistemin kendi çıkarları açısından daha maliyetli olduğunu düşünebilir. Yazarlar, bu koşullar altında sermaye sahiplerinin demokrasiye karşı bir darbeyi destekleyerek daha baskıcı bir rejime geçişi tercih edebileceğini gösterdiklerini belirtiyor.
Ancak bu sonuç, “yapay zekâ veya otomasyon demokrasiyi mutlaka yok edecek” anlamına gelmiyor.
Çalışma ampirik olarak ülkelerde otomasyon arttıkça darbelerin kaçınılmaz biçimde gerçekleştiğini kanıtlamıyor. Araştırmacılar belirli varsayımlar altında çalışan teorik bir ekonomik-siyasi model kuruyor ve bu model içinde otomasyon, eşitsizlik, yeniden dağıtım ve baskı arasındaki mekanizmaları inceliyor. Serbestiyet'in haberinde de bu ayrım özellikle vurgulanıyor.
Bu nedenle araştırmanın sonucu, “otomasyon demokrasiyi yok eder” biçiminde kesin bir yargıdan ziyade, otomasyonun yarattığı ekonomik kazançların toplum içinde nasıl dağıtıldığının siyasi rejimlerin geleceği açısından kritik olabileceğine işaret ediyor.
Acemoğlu, 2024 yılında Simon Johnson ve James A. Robinson ile birlikte kurumların nasıl oluştuğu ve refahı nasıl etkilediğine ilişkin çalışmaları nedeniyle Ekonomi Bilimleri Ödülü'nü aldı.
Kaynak: NBER, MIT Economics, CEPR, Nobel Prize, Serbestiyet
Derleme: OGÜNhaber GPT